19 Ağustos 2008 Salı

Sebepsiz Fırtına



Anlatılmaz duygular içinde olursun ya bazen… Hiçbir şey istemez hem de çok şey istersin… Aslında hiçbir şey istemiyor değilsindir ama isteklerin “çok” ta değildir… kim bilir beklide istediğin “tek” tir…
Nedir bu hüznün sebebi? Nedir bu karmaşa? Çözüm ararsın bulursun beklide kendince ama yok çözüm, yok işte! Hiçbir şey imkânsız değildir ama bu imkânsız işte… Hem çok yakın hem çok uzak… Hem çok sıcak hem çok soğuk…
Üzülürsünya (sözde) sebepsiz... acaba?? Bunu sen bile, bilmiyorsun ki kendinden bile saklıyorsun ya! E tabi ki sebepsiz… Kendinden sakladıkların, sakladığını sanıp da saklayamadıkların, olmadık zamanda buldukların… keşke demek istemiyorsun, anlıyorum seni ama....
Evet bedelini ödüyorsun bir şeylerin… Ödedin, ödüyorsun, ödeyeceksin de… ve biliyorsun senin istediğin zaman olmayacak hiçbir şey, ne zaman olması gerekiyorsa o zaman olacak........
Nur

15 Ağustos 2008 Cuma

Masal..



Bir masal yazılsa içinde ben olsam. Ama kahraman değil belki kahramanın elbiselerini diken terzi olsam... Şatonun bahçesinde çiçekleri budayan bahçıvan olsam... Tek tük gündeme gelen dost olsam... Kahraman olmaya gerek yok arka planda gizli kalsam, pek görünmesem, bilinmesem... Ama yazarla dost olsam. Beni özenle seçmiş olsa. Başkaları adımı bile hatırlamasa da O'nun tarafından sevilmiş olsam. Maceralara dalmadan, kahramanlıklar yapmadan öylece yalın bir halde sıkıntısız olsam... Herkesin gönlünde değil, O'nun sevgisini kazansam...
alıntı

Kurşun Gibi



Kalp unutmazsa göz benzerini bulup,
Sevdiğini sanar!!

Unuttuğunu düşündüğün
Belki; domatesin kaç kuruş olduğudur.
Ömrüme, salça olmuş hayatın değil.

Sevmekle, sevdiğini sanmak aynı şeydir.
Bir noktadan sıkılan kurşun gibi...

Alıntı…

umut



Derin derin düşünüyordu. Her zaman düşünürdü zaten ama bu sefer sanki daha derindi… hayatı düşünüyordu, geleceğini, umutlarını, umutsuzluklarını… içinden neler geçiyordu neler… içinden bir ses, umutlarından bahsediyor bir başka ses de olmazlardan… olmazlar ağır basıyordu nedense korkutuyordu… boşuna onu dinleyipte umutlanma diyordu sonra daha çok üzülürsün diyordu. Bu yüzden mantıklı gibi geliyordu. Ona inanmak daha kolaydı beklide… ama bir seste diyorduki; tamam boş bir umuda kapılma ama bir kenarda umutların da beklesin mutlaka olmaz dediğin ummadığın bir anda olabilir diyordu… bu da o kadar hoşuna gidiyorduki olmaz diye beklerken, olmazlara bu kadar inanmışken bir anda, hiç ummadığı, beklemediği bir anda olmazlarının olacağını düşünüp çok mutlu oluyordu gizliden…
Hiç umudunu yitirmemişti umutla bekliyordu… bütün olmazlara rağmen umutla…



nur